Kazandıklarımızı Hatırlıyoruz… Ya Kaybettiklerimiz
Bir öğretmenin hafızasında sadece kazandığı öğrenciler değil, kaybettikleri de yer eder. Bu yazı; eğitimde asıl sorumluluğun, kurtardıklarımız kadar yetişemediklerimizle yüzleşmek olduğunu hatırlatıyor.

Geçenlerde bir sohbet esnasında “Kel Mahmut gibi hafızam var” dedi bir öğretmen arkadaşım. “30 yıl önceki öğrencilerimi bile numaralarıyla hatırlıyorum…”
Sonra saymaya başladı. Doktorlar, öğretmenler, mimarlar, mühendisler, eczacılar, diş hekimleri, başarılı işadamları…
Bunlardan bazılarının üzerinde ne kadar çok emeği olduğundan bahsetti. Haylaz, yaramaz pek çok öğrencisinin şimdi başarılı birer insan olduğunu anlattı.
“Kazandığın öğrencileri iyi hatırlıyorsun” dedim.
“Evet” dedi… “Dedim ya, güçlüdür hafızam…”
“Ben de hatırlıyorum” dedim… “Kaç öğrenciyi kazandığımı, kaç öğrencimin adam olduğunu, kaç öğrencimin elinden tuttuğumu, kaç öğrencimi uçurumun kenarından çekip aldığımı, kaç öğrencimin başarılı olduğunu, kaç öğrencimin beni gururlandırdığını çok iyi hatırlıyorum…”
“Ama” dedim. “Ama ben bir şeyi daha hatırlıyorum…”
“Neyi?” dedi…
“Kaç öğrencimi kaybettiğimi de hatırlıyorum. Kaç öğrencimden vazgeçtiğimi, düşerken elinden tutamadığımı, kaç öğrencimi dinlemediğimi, anlamadığımı, anlayamadığımı, kaç öğrencimin imdat dilenen bakışlarını okuyamadığımı çok iyi hatırlıyorum… Düşerken yetişemediklerimi, düştüklerini anlayamadıklarımı, anlamadıklarımı, yanlış anladıklarımı da hatırlıyorum…”
Sustu… Ben devam ettim…
“Kazandıklarımızla övünmek hadi hakkımız olsun, ancak kaybettiklerimizle dövünmek de görevimiz değil mi?”
Gözlerim buğulandı…
“Ben kaç öğrenciyi kazandığımın değil, kaç öğrenciyi kaybettiğimin hesabını yapıyorum…”
“Kaç öğrenciyi kaybettin?” dedi.
“Sıfır’dan çok” dedim… “Bu yüzden gerçekten çok üzgünüm…”
…
Westbrook Lisesi’ni Kurtarmak” filmini izlediniz mi? İzlemediyseniz mutlaka izlemelisiniz. Filmde zenci drama öğretmeniyle, okulu kapatmak için görevlendirilen okul müdürü arasındaki konuşma çok etkileyici. Aslında yazıma ilham veren şey de bu konuşma oldu. Zenci drama öğretmeni okul müdürüne şöyle diyor filmde:
Öğrencilerden birinin okulu bıraktığını biliyor musunuz? 16 yaşında ve eğitimini bitiriyor. Tehlikeli bir yola giriyor, ben bunu hissedebiliyorum. Onu kurtarmak için her şeyi yapıyorum ama kaybedilmiş bir savaşın içindeyim… Nasıl hissettirdiğini biliyor musunuz? Ben kaç öğrenci kurtarmış olsam da kaybettiklerimi hatırlıyorum…
…
Kazandığımız pek çok öğrenci oldu. Bundan sonra da pek çok öğrenciyi kazanacağız… Gayretimizle, fedakârlıklarımızla pek çok öğrenciyi kurtaracağız.
Kurtardığımız öğrencileri hatırlamak hakkımız…
Kurtardığımız öğrencileri hatırlayarak mutlu olmak da…
Ancak…
Asıl kaybettiklerimizi hatırlamalıyız…
Hatırlamalıyız ki, bundan sonra kaybettiğimiz, kaybedeceğimiz bir tek öğrenci olmasın…
Bu yüzden…
Sorunlu öğrenciyi “umutsuz vaka” olarak görmek ve onu eğitim sisteminin dışına itmeye çalışmak yanlış ve asıl sorunlu olan vaka bu düşünce sistemi…
Yapmamız gereken şey, öğrenciyi sınıfımızdan, okulumuzdan atmak ya da ilgi alanımızın dışına itmek değil…
Asıl yapmamız gereken, bizi sorunlu öğrencilerden vazgeçmeye yönelten düşüncelerden kurtulmak için mücadele etmektir.
Bunu yaparsak…
Yani hiçbir öğrencimizden vazgeçmezsek…
Kazandıklarımızla övünmekten çok, kaybettiklerimiz için dövünürsek…
Ve kaç öğrenciyi kaybettiğimizi hatırlarsak…
…
Hem iyi bir insan, hem iyi bir öğretmen oluruz…




Çok müthiş bir hassasiyet bu sevgili hocam, işiniz gücünüz rast gitsin. Her öğretmene nasip olmayacak bir güzellik bu.
Bununla birlikte, inanan insanlar açısından kaderi de ihmal etmemek gerekir sanki. Maddi imkansızlıkları sebebiyle bazı çocukların elinden tutamama konusu tek başına öğretmenin boynuna pranga edilemez. Bunun haricindeki sebeplerle olan “ilgilenememe” durumlarında kadere pay bırakarak, omuzlarınızdaki yükü bir miktar hafifletmenin makul olacağına inanıyorum…
Sevgiler, saygılar
Kalemine yüreğine sağlık kıymetli hocam. Bu yazınızı başka bir platfomda d okumuş ve orada da yorum yapmıştım. Sizin gibi öğretmenleri Rabbim eksik etmesin. Allah razı olsun.
Sevgili kardeşim saygıdeğer hocam çok güzel bir konu hası etmişsin evet aslında o öğretmen arkadaş bir sürü insana eğitmiş yetiştirmiş çok güzel meslekler edinmelerine vesile olmuş bunu yapmayanlar da var o yine başardım ama sen öyle bir şey diyorsun ki tümünü kapsıyor yetiştirebildikleri kaybetmek istemedikleri herkes eğer gerçekten bütün meslek grupları Öğretmenler mühendisler diş hekimleri doktorlar avukatlar su tesisatçıları elektrikçiler tamirciler aklına ne gelirse mobilyacılar bütün herkes işini para için değil de inancı için ülkesi için Kızılelma için insanlık için mazlumlar için yaparsa bir şey yaparken bundan ne kadar para kazanacağım ya da ne elde edeceğim diye değil de bu benim görevim ben bunu en iyi şekilde yaparım yani bir nevi Müslüman gibi düşünüp gavur gibi iş yapmak gavur gibi diyorum bu gavurlar açısından sevindirici bizim açımızdan üzücü keşke Müslüman gibi iş yaparım diyebileceğimiz zaman gelse seni tebrik ediyorum senin gibi örnek öğretmenlerin Türkiye’nin geleceğini dama vuracağını düşünüyorum Allah’a yar ve yardımcın olsun gayrisafi milli hastamızın yüzde 22:23’ün yani Türkiye’nin tüm parasının dörtte birini eğitime verdiğimiz halde maalesef eğitim sisteminiz iyi değil benim bir ayağım ama Avrupa’da Fransa’da Avrupalı basmadığım ülke şehir köy kalmadı adamların 1000 türlü kötülükleri var tek iyi tarafları ne biliyor musun çalışkanlar dürüstler işlerini sağlam yapıyorlar başka bir meziyetleri yok
Yüreğinize sağlık hocam. İş yapmak,ve problem çözmek istersek çok güzel yol ve yöntemler var. Sadece fedakarca gayret etmek gerekiyor. Topluma faydalı bireyler yetiştirmek için gösterdiğiniz çaba takdire şayan. Allah kolaylık ihsan eylesin.
Yüreğinize sağlık hocam. İş yapmak, problem çözmek istersek çok güzel yol ve yöntemler mevcut. Allah kolaylık ihsan eylesin inşallah.
Yüreğinize sağlık Ali Bey,
Eğitim fakültelerinin sayısı acilen düşürülmeli
Her öğretmen bir rehber öğretmen gibi yetiştirilmeli
Öğretmen, öyle kolay kolay izin rapor kullanmamalı( kendi çocuğunun dersi boş geçtiğinden gösterdiği tepkiyi hatırlayıp empati yapmalısınız
Velî kendine çeki-düzen vermeli ve bilmeli ki hiçbir öğretmen öğrencisinin kötü olmasını istemez
Okul idrecileri ehil kişilerden oluşturulmalı
Rehber öğretmenlerin sayısı artırılmalı, bir rehber öğretmene en fazla on öğrenci düşmeli
Bunları alabildiğine çoğaltmak mümkün
……..
Doğru soru, cevaptan daha değerlidir. Ne yazık ki bu eğitim sistemi, biz eğitimcilere ara sıra da olsa doğru soruyu sorma imkanı pek vermiyor. Hipodromda koşan yarış atları misali derece yapanlar aklımızda kalıyor. Oysa doğru soru:
Eğitim bir yarışma mıdır?
Yüreğine ve kalemine sağlık üstadım.
Okunması, ders çıkarılması gereken çok manidar bir yazı. Kaleminize sağlık saygıdeğer hocam
Eyvallah hocam yüreğinize sağlık
Ail Çam yine yapmış Ali Çamlığını ve yerden göğe kadar doğru, gözlerimizi nemlendiren bir yazı kaleme almış. Ali hocam o kocaman yüreğine ve her defasında duygulandıran kalemine sağlık. Allah’a emanet ol…